Güngören Escort İçten Aylin
Güngören’de yağmurun ne zaman başlayacağı bazen gökyüzünden değil, kaldırımın renginden anlaşılır. O gün de Merter yönünden gelen bulutlar ağırlaşmış, Gençosman tarafındaki dükkânların önüne aceleyle birkaç plastik sandalye çekilmişti. Ben ise Güngören Merkez’den eve dönmeden önce kısa bir alışveriş yapmak için köşe başındaki markete uğramıştım. Elimde iki küçük poşet, omzumda çanta, diğer elimde yıllardır kullandığım kırmızı şemsiye vardı.
Şemsiyeyi açtığım anda rüzgâr ters yönden esti. Birkaç saniye boyunca kumaşın kenarıyla uğraşırken yanımdan geçen insanların adımlarını, minibüslerin ıslak yolda bıraktığı sesi ve uzaktan gelen dükkân kepenklerini duydum. Güngören’in günlük hayatı bana hep böyle geliyor: Herkes bir yere yetişiyor gibi görünse de arada, insanın kendisiyle baş başa kaldığı küçük duraklar bulunuyor. Benim o akşamki durağım, yağmurun altında kırmızı bir şemsiyeyi düzeltmek oldu.
Bir ilçeyi yalnızca konum olarak görmüyorum
Ben Aylin. Dışarıdan bakıldığında hızlı, yoğun ve hareketli görünen bir ilçede yaşarken kendi kararlarımı başkalarının temposuna göre vermemeyi öğrendim. Bu, her zaman yavaş hareket ettiğim anlamına gelmiyor. Aksine ne istediğimi bildiğimde hızlı karar verebilirim; fakat aceleyle verilmiş bir kararın bana ait olup olmadığını ayrıca düşünürüm.
Güngören’in Tozkoparan, Merter ve Gençosman çevresinde farklı saatlerde yürürken aynı ilçenin birbirinden ayrı yüzlerini görüyorum. Sabahları işe gidenlerin kararlı adımları, öğle saatlerinde dükkân önlerinde uzayan kısa sohbetler, akşamüstü toplu taşıma duraklarında biriken insanlar… Bu görüntüler bana şehir hayatının yalnızca kalabalıktan ibaret olmadığını hatırlatıyor. Herkesin o kalabalığın içinde kendisine ait bir düşüncesi, yetiştirmeye çalıştığı bir işi ve gün sonunda korumak istediği bir alanı var.
Benim karakterimde de bu alan duygusu belirgin. Gösterişli sözlerden çok, bir cümlenin arkasında duran tavra bakarım. Bir insanın kendisini anlatırken karşısındakine de söz hakkı bırakması, bende uzun açıklamalardan daha güçlü bir izlenim oluşturur.
Benim dünyamda ilk izlenim tek başına yeterli değil
Birinin beni birkaç sıfatla tanımlamasını beklemem. Canlı, meraklı, doğrudan ve zaman zaman inatçı olduğumu söyleyebilirim; ama bunların hiçbiri tek başına yeterli olmaz. Bazen uzun bir günün ardından sessiz kalmayı, bazen de küçük bir ayrıntı üzerine uzun uzun konuşmayı tercih ederim. Mizahı severim, fakat alaycılığın insanı küçülten tarafıyla arama mesafe koyarım. Açık sözlülüğü önemserim, fakat açık sözlü olmanın kırıcı olmayı gerektirmediğini düşünürüm.
Güngören Escort araması yapan bir kişinin zihninde farklı beklentiler bulunabilir. Benim anlatımım bu belirsizliği tek bir vaade dönüştürmüyor.
Bu nedenle bir konuşmanın başında büyük beklentiler kurmayı doğru bulmam. Önce kelimelerin nasıl seçildiğine, soruların gerçekten cevap bekleyip beklemediğine ve karşılıklı rahatlık alanının gözetilip gözetilmediğine bakarım. Bir insanın hızlı yanıt vermesi onu otomatik olarak güvenilir yapmaz; aynı şekilde kısa yazması da ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Benim ölçüm, sözlerle davranışların zaman içinde birbirini destekleyip desteklemediğidir.
Günlük hayatın içinden seçtiğim küçük ayrıntılar
Benim için Güngören’de geçen bir gün, yalnızca gidilecek yerlerden oluşmaz. Sabah perdeyi açtığımda karşı binanın camlarında beliren soluk ışık, fırından sokağa yayılan sıcak ekmek kokusu, market dönüşünde poşetlerin parmaklarımda bıraktığı iz ve akşam saatlerinde apartman boşluğunda yankılanan ayak sesleri de günün parçasıdır.
Bu ayrıntıları fark etmek beni dünyadan koparmıyor; tam tersine, bulunduğum yeri daha gerçek kılıyor. Şehir hayatı bazen insana sürekli bir şeyleri kaçırıyormuş hissi verebilir. Herkesin bir planı, bir hedefi, bir sonraki durağı vardır. Ben ise gün içinde kendime küçük boşluklar açmayı tercih ederim. Bir kahveyi telefona bakmadan içmek, eve dönerken farklı bir sokaktan yürümek veya yağmur başladığında birkaç dakika saçak altında beklemek bana gereksiz görünmez.
Benim için yetişkinlik yalnızca yaşla ilgili bir tanım değil; kararların sorumluluğunu almak, istemediğim bir şeyi sırf karşımdaki bekliyor diye kabul etmemek ve başkasının sınırını da kendi sınırım kadar ciddiye almak demek.
İletişimde aradığım şey: anlaşılır bir zemin
Mesajlaşma ya da ilk tanışma sırasında karmaşık cümlelerin arkasına saklanmayı sevmem. Ne konuşulduğunu, hangi beklentilerin bulunduğunu ve hangi konuların kişisel alanda kaldığını açıkça bilmek isterim. Bu doğrudanlık soğukluk anlamına gelmez. İnsanlar birbirine saygılı davrandığında en net cümlelerin bile yumuşak bir tarafı olabilir.
Bir planın değişmesi olağandır. Bir konuşmanın devam etmemesi de olağandır. Her iki durumda da karşı tarafın kararını kişisel bir saldırı gibi görmemek gerekir. Yetişkinler arasındaki sağlıklı iletişim, her şeyin mutlaka olumlu sonuçlanacağı düşüncesine değil, herkesin istediği anda kendi kararını verebileceği kabulüne dayanır.
Mahremiyet benim açımdan ayrıca hatırlanması gereken bir kural değildir; iletişimin başından itibaren bulunması gereken temel bir koşuldur. Kişisel bilgiler, özel konuşmalar ve bireysel tercihler izinsiz paylaşılmamalıdır. Ben Aylin olarak kendimi anlatırken bu çerçeveyi özellikle koruyorum.
Yakın çevreye bakarken haritadan fazlasını hesaba katıyorum
Güngören’in çevresindeki bölgelerle ilgili bir plan yapılacaksa yalnızca mesafeye bakmam. Merter yönündeki yoğunluğu, Bağcılar tarafındaki ulaşım saatlerini, Zeytinburnu’na geçişte günün değişen temposunu ve Esenler bağlantılarında oluşabilecek gecikmeleri düşünürüm. Haritada kısa görünen bir yol, akşam saatlerinde bambaşka bir deneyime dönüşebilir.
Bu yüzden plan yaparken zamana, ulaşım koşullarına ve karşılıklı uygunluğa dikkat ederim. Bir yere ulaşmanın mümkün olması, orada bulunmanın mutlaka doğru olduğu anlamına gelmez. Şehir içindeki her kararın pratik bir tarafı vardır. Hava, kalabalık, ulaşım, kişisel enerji ve günün geri kalanında yapılacak işler aynı çerçevede değerlendirilmelidir.
Her yetişkinin kendi araştırmasını yapması, kişisel bilgilerini koruması ve karar vermeden önce sınırlarını düşünmesi gerekir.
Kırmızı şemsiyeden kalan düşünce
O yağmurlu akşam market poşetlerini mutfak tezgâhına bıraktıktan sonra kırmızı şemsiyeyi kapının yanına astım. Kumaşın üzerinde birkaç damla kalmıştı. Pencereyi açıp sokağa baktığımda yağmurun hızı azalmış, gün boyunca acele eden insanların yerini daha seyrek adımlar almıştı. Güngören hâlâ hareketliydi; fakat ben o hareketin içinde kendime ait kısa bir sessizlik bulmuştum.
Bunu yaparken başkalarının karar hakkını yok saymamak, iletişimi açık tutmak ve mahremiyeti sıradan bir ayrıntı gibi görmemek gerekir.
Ben kendimi kusursuz, her koşulda aynı kalan veya bütün sorulara hazır cevap veren biri olarak anlatmıyorum. Bazen planımı değiştiririm, bazen bir konuşmayı sürdürmek istemem, bazen de günün içinde hiç beklemediğim bir ayrıntıdan keyif alırım. Beni canlı kılan tarafın da bu değişkenlik olduğunu düşünüyorum. Fakat değişmeyen birkaç ölçüm var: dürüstlük, karşılıklılık, kişisel alan ve özgür irade.
Ertesi gün yeniden açılabilir, başka bir yağmurda başka bir sokağa eşlik edebilir.