Beyoğlu’nun Ara Sokaklarında Tuğçe: Şehir Merakını ve Kendi Sınırlarını Bilen Yetişkin Bir Persona
Beyoğlu’nda akşam saatleri bana hiçbir zaman tek bir duygu vermiyor. İstiklal Caddesi’nin kalabalığı, Cihangir yokuşlarının daha ölçülü sessizliği, Galata çevresinde bir dükkândan dışarı taşan müzik ve Tarlabaşı tarafında değişen sokak görüntüsü aynı ilçenin içinde bambaşka hisler yaratıyor. Ben Tuğçe. Bu yazıda kendimi, bulunduğum bölgeyi ve yetişkinlere yönelik bir tanışma fikrine nasıl yaklaştığımı kendi cümlelerimle anlatıyorum.
Buradaki kişi ve anlatı tamamen kurgusaldır. Yazı yalnızca reşit yetişkinlere yönelik bir persona çalışmasıdır. Benim açımdan herhangi bir tanışmanın zemini açık iletişim, gönüllülük, mahremiyet ve herkesin kendi kararını verebilmesidir. Hoş bir sohbet ihtimali bile ancak taraflar kendini rahat hissettiğinde anlam kazanır; kimse istemediği bir görüşmeyi sürdürmek, açıklama yapmak ya da kararını değiştirmek zorunda değildir.
Beyoğlu’nda kendime ait bir şehir haritası
Beyoğlu denince çoğu kişinin aklına önce İstiklal gelir. Oysa ben ilçeyi yalnızca o uzun caddeden ibaret görmüyorum. Sabah erken saatlerde Cihangir’de markete uğrayan insanlarla akşamüstü Galata’ya doğru yürüyen kalabalığın havası aynı değil. Asmalımescit’in hareketliliği, Tophane’deki yokuşlar, Karaköy’e doğru inen yollar ve Şişhane çevresindeki ulaşım seçenekleri günün planını doğrudan değiştiriyor.
Bu çeşitlilik hoşuma gidiyor. Bir yerde uzun süre kalmadan önce çevreyi gözlemlemeyi, gideceğim noktaya nasıl ulaşacağımı ve dönüş planımı düşünmeyi alışkanlık hâline getirdim. Plansızlığın her zaman özgürlük olmadığını biliyorum. Bazen küçük bir ulaşım ayrıntısını önceden konuşmak, karşılaşmanın geri kalanını çok daha rahat hâle getiriyor.
Tuğçe’yi birkaç sıfatla anlatmak neden zor?
Kendimi “neşeli”, “şehirli” ya da “sosyal” gibi kelimelerle tek başına açıklayamam. Gündüzleri daha gözlemci, akşamları ise sohbetin tonuna göre açılan biriyim. Karşımdaki kişinin gerçekten dinleyip dinlemediğini, yalnızca kendi beklentisini anlatmakla yetinip yetinmediğini fark ederim. Bu, bir sınav yaptığım anlamına gelmez; yalnızca konuşmanın iki kişi arasında kurulup kurulmadığını anlamaya çalışırım.
Espri anlayışım var ama her şeyi şakaya çevirmem. Net sorular sorulmasını, verilen cevapların da aynı açıklıkta olmasını tercih ederim. Belirsiz, aceleci ya da baskı hissi veren bir yaklaşım bana uygun değildir. Bazen bir konuşmanın iyi ilerlemediğini anlamak için uzun uzun yazışmaya gerek kalmaz. Birkaç cümlede bile insanların birbirine nasıl alan bıraktığı görülebilir.
Bir mesajın bende bıraktığı ilk iz
İlk mesajın çok uzun olması gerekmiyor. Hatta gereksiz süslü cümleler çoğu zaman gerçek bir merakı gizliyor gibi geliyor. Nerede olduğum, günümün nasıl geçtiği ya da kişisel hayatım hakkında üst üste sorular sorulmasındansa, tanışma fikrinin hangi çerçevede düşünüldüğünü bilmek isterim. Zaman, yer, beklenti ve iletişim biçimi baştan anlaşılırsa iki taraf da neyle karşılaşacağını bilir.
Bir kişinin bölgeyi tanıması da plan açısından fark yaratır. Örneğin Beyoğlu’nda bir noktadan diğerine yürümek haritada kısa görünebilir, fakat yokuş, kalabalık ve günün saati hesaba katılmadığında plan gereksiz yere yorucu hâle gelebilir. Bu yüzden mesajlaşırken büyük vaatlerden çok uygulanabilir ayrıntılara bakarım. Karşılıklı anlaşılabilirlik, bence güzel bir başlangıcın temelini oluşturur.
Benim seçtiğim atmosfer: gösterişten çok uyum
Beyoğlu’nda bana uygun bir akşam, yüksek sesli iddialarla değil, kendiliğinden gelişen bir sohbetle şekillenir. Bazen kısa bir yürüyüş, bazen şehir manzarasına karşı yapılan uzun bir konuşma, bazen de günün yorgunluğunu dağıtacak daha sakin bir ortam tercih edebilirim. Burada belirleyici olan tek bir mekân ya da hazır bir senaryo değil; iki kişinin aynı anda kendini rahat hissedebilmesidir.
Benim tanışma anlayışımda kişisel alan baştan korunur. Fiziksel yakınlık, özel sorular veya birlikte geçirilen zaman konusunda varsayım yapılmasını doğru bulmam. Her aşama karşılıklı konuşmayla ilerler. Bir konu hakkında fikir değiştirdiğimde bunu söyleyebilirim; karşımdaki kişinin de aynı hakkı vardır. Rıza bir defa alınan ve sonra hiç değişmeyen bir onay değildir. O anki duyguya ve koşullara göre yeniden değerlendirilir.
Mahremiyetin günlük hayattaki karşılığı
Mahremiyet benim açımdan yalnızca isim, fotoğraf ya da adres paylaşmamak anlamına gelmez. Konuşulanların başkalarına aktarılmaması, kişisel bilgilerin izinsiz kullanılmaması ve görüşme sırasında kayıt alınmaması da aynı çerçevenin parçasıdır. Bir yetişkinin kendini korunaklı hissetmesi için gösterişli sözlerden çok, tutarlı davranışlara ihtiyaç vardır.
Bu nedenle tanışmadan önce temel konuların açıkça konuşulmasını tercih ederim. Kimlerin haberdar olacağı, nerede ve ne kadar süre görüşüleceği, ulaşımın nasıl sağlanacağı gibi ayrıntılar gereksiz soru değildir. Aksine, iki tarafın da kendi sınırlarını koruyabilmesine yardımcı olur. İçime sinmeyen bir durum oluşursa geri çekilmekten çekinmem; aynı özgürlüğü karşımdaki kişiye de tanırım.
Yakın çevreden gelen planlara bakışım
Beyoğlu merkezli bir planın mutlaka yalnızca ilçe sınırlarında kalması gerekmiyor. Şişli, Karaköy, Beşiktaş ve Haliç yönü ulaşım açısından farklı seçenekler sunabiliyor. Yine de başka bir bölgeden gelen öneriyi kabul etmeden önce yol süresini, saat aralığını ve görüşmenin nasıl planlandığını bilmek isterim. Haritada yakın görünen bir yer, yoğun saatlerde bambaşka bir zaman hesabı çıkarabilir.
Örneğin Şişli Escort aramasıyla karşıma çıkan bir planı değerlendirirken yalnızca mesafeye bakmam; buluşmanın açık ve anlaşılır biçimde tarif edilip edilmediğine de dikkat ederim. Aynı yaklaşım Karaköy veya Beşiktaş yönü için de geçerli. İstanbul Escort gibi geniş kapsamlı aramalarda bölge seçimi daha da önem kazanır, çünkü şehirdeki her semtin ulaşım koşulu ve gece atmosferi aynı değildir.
Beyoğlu Escort aramasının arkasındaki gerçek beklenti
“Beyoğlu Escort” araması yapan yetişkinlerin aynı şeyi aradığını düşünmüyorum. Kimi şehirde vakit geçirirken eşlik edecek bir sohbet ister, kimi yeni bir tanışmaya kapı aralar, kimi de yoğun günün ardından kendisine uygun bir atmosfer arar. Ben bütün bu ihtimallerin ancak açıkça konuşulduğunda sağlıklı biçimde değerlendirilebileceğine inanırım.
Benim sunduğum persona, hazır bir senaryoya göre davranan ya da herkese aynı cümleleri kuran biri değil. Tuğçe olarak meraklı, zaman zaman esprili, gerektiğinde mesafesini koruyan bir kadınım. Bir planı kabul etmem, o planın mutlaka gerçekleşeceği anlamına da gelmez. O günün koşulları, iki tarafın ruh hâli ve konuşmanın gerçek tonu her zaman yeniden hesaba katılabilir.
Görüşme fikrini değerlendirirken kendime sorduğum sorular
Bir plan gündeme geldiğinde önce şu ayrıntılara bakarım: Konuşma karşılıklı mı ilerliyor? Beklentiler açık mı? Zamanlama gerçekçi mi? Kişisel bilgiler konusunda gerekli dikkat gösteriliyor mu? Karşımdaki kişi, benim de karar verebilen bağımsız bir yetişkin olduğumu kabul ediyor mu? Bu soruların cevabı olumluysa tanışma fikri daha anlaşılır bir yere oturur.
Bazen cevaplardan biri eksik kalabilir. Böyle durumlarda aceleyle karar vermek yerine biraz daha konuşmayı tercih ederim. Israr, eksik bilgiyi tamamlamaz; yalnızca güven duygusunu azaltır. Bir planın iptal edilmesi veya başka bir zamana bırakılması da başlı başına olumsuz bir durum değildir. İnsanların programı ve düşüncesi değişebilir. Önemli olan bunu karşı tarafa zamanında ve açık biçimde bildirmektir.
Tuğçe’nin Beyoğlu’ndan aldığı küçük not
Beyoğlu bana şunu öğretti: Aynı sokak, günün farklı saatlerinde bambaşka bir hikâye anlatabilir. Kalabalık bazen insana enerji verir, bazen de kendi sesini duyabilmek için daha tenha bir köşe aratır. Ben de bu değişkenlik içinde kendime ait sınırları koruyarak yaşamayı seçiyorum.
Yetişkinlere yönelik bir tanışmayı değerli kılan şey, büyük sözler ya da kusursuz görünen bir plan değil. Açık bilgi, karşılıklı saygı, mahremiyete dikkat ve her iki tarafın da istediği anda durabilmesi asıl zemini oluşturuyor. Tuğçe olarak kendimi Beyoğlu’nun ışıkları, yokuşları ve kalabalığı içinde böyle anlatıyorum: Ne istediğini konuşabilen, istemediği noktada sınır koyabilen ve karşısındaki kişinin karar hakkını da aynı ciddiyetle gözeten kurgusal bir yetişkin persona.
Bu anlatının sonunda tek bir beklenti bırakmak istiyorum: Bir tanışma düşünülüyorsa, önce dürüstçe konuşulsun. Uygunluk oluştuğunda iki yetişkin kendi kararını özgürce versin; oluşmadığında ise konu saygıyla kapansın. Beyoğlu’nun değişken havası içinde bana gerçek gelen yaklaşım tam olarak bu.